Değerlisiniz

Metafizik, insanların geleneklerine, düşünce yapısına, geçmişine, bildiklerine, bilgi düzeyine, hayat tecrübesine, vs. dayanır. Metafiziksel faktör, kimisi için hayalet, başka biri için cin ya da şeytan, bir başkası için uzaylılar, başka biri için ise Tanrının bizzat kendisi olabilir. Ya da bu insan ilkel bir kabilede yaşıyorsa, metafizik onun için kabilenin dışında ki büyük ağacın ruhu olabilir. Bu insanların inançlarına yanlıştır diyebilir miyiz? Bunların herhangi birini diğerine tercih etmeye bizi itecek, önyargılardan ve geçmişten gelen şartlanmalardan arınmış, objektif bir yol var mı, yoksa aslında bunların hepsi keyfi ve uydurma olan şeyler mi? Bir de bu insanlara empatiyle yaklaşın ve elinizi vicdanınıza koyup söyleyin: Kabul ettirilmeye çalışılan mı daha mantıklı olan ve tercih edilmesi gereken, yoksa kesinliğini bildiğiniz gerçekler mi..?

Herkes hayatının bir döneminde yalnız kalabilir; umutsuz bir çıkmazın içinde kendini bulabilir ya da hayatını yok saymaya iten bir takım problemlerle karşılaşabilir… Ruhsal olsun, bedensel olsun; tüm sıkıntılar insanın hem maddi, hem de manevi dünyasında yaralar açar. Kimseye anlatamadığınız, ya da anlattığınız zaman inandıramadığınız paranormal olaylar yaşayabilirsiniz. Doğrudur, bazı kesimler kabul etmese dahi yaşadığımız gezegende ve hatta kainatta; koskoca evrende yalnız olmadığımız gibi koskoca bir gerçek varken, farklı bir boyuta açılan pencereden gelen enerji dalgalanmalarını inkar etmek mantıksızdır. Adına, ister Cin, İster Peri, İster Kötü Ruh ya da farklı bir şeyler söyleyin; tüm bunlar bir bütünün parçalarıdır ve bu parçaların her biri ayrı bir enerji faktörüdür.

Hepimiz yaşamışızdır… bazen kimseyle paylaşamadığımız, anneye, babaya, kardeşe ve hatta evlada bile anlatamadığımız ruhsal problemlerimiz olur. Kimi zaman anlatmak istemeyiz, kimi zaman ise sırf çevremizin ne düşüneceğinden korktuğumuz için kendi içimize atar durururuz… Atarız, atarız, atarız ve atarız… içimize attıkça boğan, içimizde içinden çıkılmaz bir yumak haline dönen düşünceler dikkate alınmadığı zaman psikolojik sorunlara ve hatta çağımızın en korkunç hastalıklarından biri olan depresyona kadar ilerler.  Psikolojik problemler için kullanılan antidepresanlar ise belli bir yere kadar işlev görüyor, sonrasında insan bedeni bu ilaçlara bağışıklık kazanıyor ve tedavi etmekten çok kişiyi fazlasıyla yıpratıyor.

Hangimiz yaşamadık ki..?

İster cebinizde milyonlarınız olsun, ister bir baraka da yaşayın; giden bir kimsenin ardından hangimiz gözyaşı dökmedik. Giden Eş, Dost, Anne, Baba, Evlat, Sevgili her kim olursa olsun… Eğer bir kimse gitmişse ya da artık arada ki bağlar yitirilmişse; ne bankada ki paralar kurtarmaya yeter eksik kalan sevgileri, ne de intihar bir çözüm olur…

Şu gerçeği unutmadan yaşama devam etmek gerekli: SEVGİ VE İNANÇ…

Sevgi sonu olmayan bir deniz gibidir; vermesini bilen elbet almasını da bilir. Aksi düşünülemez…

İnanç ise; insanları, toplumları ve hatta tüm yaşamı ayakta tutan yegane güçtür. İnancın olmadığı ve gölgesinin hissedilmediği bir toprak parçası yoktur. İnanç; toplumları birbirine bağlayan ve aynı zamanda var olan düzeni koruyan bir kavramdır…

İnancın olmadığı hiçbir yerde birlik, beraberlik, sevgi, saygı, aşk ya da başarı gibi duygulardan ve daha bir çok kavramdan söz edilemez.

Yaptığımız çalışmalarda , kişinin içinde bulunduğu duruma en uygun çalışma şeklini belirleyerek; kişinin hayatında ki kara bulutları kaldırarak, enerji güçlendirmesi ve yaşama  olan bakış açısını yeniden kazandırıyor; tabiri caizse pembe gözlükleri yeniden takmasını sağlıyoruz.

Unutmayın; yaşadığınız problem ne olursa olsun, kimse sizden daha önemli ve değerli değildir. Siz kendinizi ne kadar severseniz başkaları da sizi o kadar sever. Siz kendinize değer verdiğiniz ölçüde başkalarından değer görür ve takdir kazanırsınız. Saygı göstermediğiniz hiçbir koşulda saygı göremezsiniz…

Ve İnanç… Başarmanın yarısıdır!

Evren, yaşadığımız bu sonsuz boyut; o kadar derin ve gizli sırlar içine gizlenmiştir ki; burada sizlere hepsini anlatmamın imkanı yok. Tek bir şey önemli bunun bilincinde olmanız sizi ayakta tutabilecek en yegane temeldir.

SİZ EVRENE NE VERİRSENİZ, ONU ALIRSINIZ. EVRENİN SİZE SUNDUĞU SONSUZ SEVGİ VE İNANCI KUCAKLAYIN…

GELİN, BU YOLDA Kİ HARİTANIZI BELİRLEYELİM VE HAK ETTİĞİNİZ, “BENİM OLMALI” DEDİĞİNİZ NE VARSA HİÇ DURAKLAMADAN BERABER HAREKET EDELİM.

SİZ BİR MUM YAKIN; BİZ SİZE IŞIK OLALIM…

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

15 − twelve =